İş Yaşamında Güven: Güven Çift Taraflı Bir Çizgidir

İŞ YAŞAMINDA GÜVEN: GÜVEN ÇİFT TARAFLI BİR ÇİZGİDİR
Güven çift taraflı bir çizgidir. Kişinin kendine ve karşıdakine güvenmesi ile güvenilir olmayı tetikler. Güven soyuttur elle tutulmaz gözle görülmez ancak sonuçları gözle görülür ve ölçülür. Güvensiz ortamlarda verimsizlik, huzursuzluk, yüksek maliyet hemen göze çarpar.

Güven; soyut elle tutulmayan bir kavramdır. Kendine, değerlerine inanarak korku, çekinme, kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusudur, itimattır.

Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisi; fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik, ait olma ve sevgi ihtiyacı, değer ihtiyacı ve kendini gerçekleştirme ihtiyacı olmak üzere beş basamaktan oluşmaktadır. Fizyolojik ihtiyaçlar; günlük hayatımızı idame ettirmemize yarayan yeme, içme, barınma ihtiyaçlarımızdır. Güvenlik İhtiyacı; kendine güven ve kendini bulunduğu ortamda emniyet içerisinde tehlikeden uzak hissetme ihtiyacımızıdır. Ait olma ve Sevgi İhtiyacı; başkaları ile ilişki kurmak, kabul edilmek, bir yere ait olmaktır. Değer İhtiyaçları; prestij başarı, başkaları tarafından tanınıp benimsenme ihtiyacıdır. Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı; kişisel tatmin ve kişisel başarıdır.

İnsanoğlu hayata hep birinci basamaktan başlar ve bu basamaktaki başarısına göre de kendini bir üst basamağa taşır. Günlük hayatını geçirmeyi başaran, hayatını yola koymuş kişiler için en önemlisi güven ihtiyacının karşılanmasıdır. Bu ihtiyacı karşılanmayan bir organizasyon içerisinde yer almak motivasyonu düşük çalışan grubuyla iş yapılmasına sebep olmaktadır. Güveni olmayan bir çalışan grubunun işe de çok büyük etkisi vardır. Güven yoksa çalışma hızı da düşer, çalışmanın verimliliği de düşer dolayısıyla da maliyetler artar. Burada güven konusunu işleyeceğimiz için diğer ihtiyaçlardan bahsetmeyeceğim. Keza güvenini kaybetmiş bir topluluk için de diğer basamakları konuşmak anlamsız olmaktan başka bir şey değildir.

İş yaşamında güvenin dayandığı temeller; kişilerin yaptıkları işler sebebiyle kendini karşı tarafa karşı savunma ihtiyacı hissetmemesi, verdiği bir bilginin kendisine karşı koz olarak kullanılmayacağını bilmesi ve yara alma korkusu taşımamasıdır. Güven üç boyutlu bir ilişkidir. Kendine güven duymak, güvenilir olmak ve başkalarına karşı güven duymaktır.

Çok basit bir anlamda iş yaşamında kendinize şu soruyu sorun “ kimin ipiyle kuyuya inersiniz “ şayet bu sorunun cevabı ekip üyelerinizde birleşiyorsa ve bir isim aklınıza geliyorsa işte o insana güveniniz tamdır ve gerçekten bir ekip olmuşsunuz ve bir takımın üyesisiniz. Ortak hedeflere bu insanlarla ulaşabilirsiniz. Ama isimler hakkında tereddüdünüz acabalarınız varsa istediğiniz hedefi koyun sadece günlük tesadüfü başarılara ulaşabilirsiniz. Çünkü büyük başarılar büyük ekiplerle bir takımla başarılır. Tek başına hayatta başarı elde edilemez.

Bir işletmede kurallar çok, prosedürler çok ise o işletmede çalışana güven eksikliğinin en önemli göstergesidir. Bu kuralların çokluğunun ne müşteri beklentilerine bir faydası ne de yapılan hizmete bir katkısı vardır.

Şayet güven geliştirmek istiyorsak; ortamda bulunmayanın hakkını korumalıyız, ilgi göstermeliyiz, söylediğimiz yapmalı yaptığımız söylemeliyiz.

Değişim ve yeniden yapılanma dönemlerinde işletmelerin en çok ihtiyaç duyduğu değer güvendir. Bu dönemlerde çalışanlar değişim liderlerinin söylediklerine değil ayaklarına bakarlar, söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutuyor mu diye. Ama söyledikleri ile yaptıkları birbirinin zıttı olduğu ortamlarda o değişim ve yapılanma asla başarılı olamıyor ve değişim sürecine her gün yeni kaoslar yeni sorunlar ekleniyor. Bu dönemlerde liderlerin en önemli görevi müşteriler, tedarikçiler ve çalışanlar arasında güvene dayalı bir ilişki oluşturmak, geliştirmek, yaygınlaştırıp, genişletmektir.

Bir insanın güvenilirlik kriterleri ise; sözünü tutmak, bütünlük sergileyip özü sözü bir olmak, yapmış olduğu görev ile ilgili yetkinlik ve beceriye sahip olmak, dürüst olmak, sorumluluk sahibi olmaktır.

İş hayatında güvenli bir davranış etkileri ise yedi başlık altında toplanmaktadır.

Haklarına Sahip Çıkmak: Kişilerin kendi istek duygu ve düşüncelerini ifade etme, diğerlerinin duygu ve düşüncelerini sorma, zayıf olduğu noktaları korkmadan söyleyebilme, öğrenme ve kendini geliştirme hakkıdır.
Duyguların Yönetimi: Biz Türk insan yapı gereği duygusal varlıklarızdır. Biz insanoğlunun dört temel duygusu vardır. Öfke, Korku, Sevinç, Üzüntü. Bizim bu duyguların hangisine sahip olacağımız bulunduğumuz ortamın bize kattıkları ile ortaya çıkmaktadır.
Amaç Belirlemek: Hayatta her insanın bir amacı vardır. Önemli olan işletme amaçları ile kişilerin amaçlarının ortak bir noktada birleştirilmesi ve kesiştirilmesidir.
İletişim: İstekte bulunabilmek, kendini rahatlıkla ifade edebilmektir.
Karşı Çıkmak: Demokrasilerin olduğu yerde karşı görüşler olmaktadır ve eğer amaç ortak ve hedef tek ise farklı görüşlerin çıkması ve en iyisinin uygulanması beklenmektedir. Bu sebeple de bazı fikirlere karşı çıkılmalı ve direnç olmalıdır. Özgürce fikirleri beyan edilebilinmelidir.
Eleştirileri Karşılamak: Eleştiri kaldırılmalı ve kimse her zaman kendi yaptığını doğru olduğunu düşünmemelidir. Eleştiriler her zaman kişilere yaptıkları hataları tekrar yapmaması için yapılan uyarılardır. Keza herkes daha iyi olmasını istediği kişiyi eleştirir.
Çatışmaları Çözümlemek ve Uzlaşma Sağlamak: İş ortamlarında çatışmalar karşıt fikirler zıt görüşler her zaman çıkmaktadır, önemli olan bu görüşleri doğruluk süzgecinden geçirip şirket menfaatine kullanabilmektir. Bazen işletmelerde çatışmaların çıkması bilerek istenir ki uzlaşılarak herkes tarafından kabul görülen sonuca varılabilinsin.

Sonuç olarak güven bir ortamdaki huzurun, mutluluğun, başarının gizli kahramanıdır. Soyuttur, gözle görülmez, elle tutulmaz ama sonuçları gözle görülür ve ölçülür. Güvenin olmadığı bir yerde mutsuzluk, iş tatminsizliği, verimsizlik, yüksek maliyet, huzursuzluk hep vardır. Bir işletmedeki güven ortamını ölçmek istiyorsak kritik birkaç göstergeye bakmak gerekiyor; devamsızlık oranı, istifa oranı, turnover oranı, raporlu çalışan sayısı, ortamdaki huzursuzluk ve mutsuzluktan dolayı alınan savunmaların sayısı.

Bir banka reklamının sloganı gibi “ güvenimi kaybetmektense paramı kaybederim “. Güvenli bir iş yaşamı dileklerimle yazımı güven üzerine birkaç güzel sözle bitirmek istiyorum;

Sırtından vurana kızma, ana güvenip arkanı dönen sensin, arkandan konuşana da darılma onu insan yerine koyan sensin.
Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir. (Gabriel Garcıa Marquez)
Hayatta iki şeye güveniyorum; biri aynaya baktığımda gördüğüme, diğeri yukarı baktığımda göremediğime (Sagopa Kajmer)

Güvensizliğin üç mahzuru vardır: Can sıkıntısı, sabırsızlık, vakit öldürme. (Pascal)

Oğuzhan Tunç