Etiket arşivi yabancı dil

ileGenç Akademi

Yabancı Dilinizi Geliştirebilmek İçin Uygulayabileceğiniz Basit Yöntemler

Yabancı dil öğrenmek artık hayatımızın kaçınılmaz bir gerçeği.Hem okulda hem de dışarıdan kurslarla kendimizi geliştirmek için çalışıp duruyoruz . Kurslardan sonraysa bir daha elimizi bile sürmeden bırakıp unutuyoruz. Hem unutmamak hem de dilinizi geliştirmek için uygulayabileceğiniz bu basit yöntemleri sizler için yazdık..

 

1. Telefonunuzun dilini değiştirin.Başta biraz zorlanabilirsiniz ama biraz mecburiyetten biraz da meraktan yeni gördüğün kelimeleri öğrenmek zorunda kalacaksınız.Bu yöntem insana kesinlikle çok fazla fiil öğretiyor.

 

2. Konuşma diline hakim olabilmek için mutlaka dizi/film izleyin. Dil bilgisi dışında sana bir sürü kalıp, deyim ve o kelimenin kullanış şeklini gösteriyorlar.

 

3. Her boş anınızda o dilde şarkılar dinleyin. Daha doğrusu şarkının sözlerini okuyun. Müzik sayesinde bu kelimeler daha çok aklınızda kalacak aynı zamanda sözlerin telaffuzunu da taklit ederek öğreneceksiniz.

4. Müzikten çok muhabbete önem veren radyo kanallarını dinleyin. Biraz hızlı konuşsalar da ritimlerine alışınca konuşma dili hakkında çok fazla öğreneceğiniz şey olacak.

 

5. Sosyal medyada yabancı hesapları takip edin. Paylaştıkları yazıları okurken hem o ülkenin gündemine ait fikriniz olacak hem de kullandıkları kısaltmaları kalıp kelimeleri öğrenmiş olacaksınız.

 

6. Dil kartlarını kullanın. İsterseniz kendiniz hazırlayın isterseniz satın alın, gece yatmadan önce okuduğunuz 2-3 kart bile size yeni kelimeler katacaktır.

 

7. Öğrendiğiniz dilde gazeteler alın. Güncel dil kullanımı görmek bir yana gazetenin üstüne notlar alıp ders çalışır gibi gazeteyi çözümleyebilirsiniz.

 

8. İlginizi çeken konularda bir dergiye abone olun. Dergideki yazılar ve görseller birbirini destekleyince anlamak daha kolay oluyor. Hele bir de konu ilgi çekiciyle okumak ve öğrenmek kaçınılmaz.

 

9. Aklınızdan geçirdiğiniz şeyleri bir de bildiğiniz diğer dillere çevirmeye çalışın. Bulamadığınız kelimeleri bulmak için kendinizi zorlayacaksınız. Bulunca verdiği o mutluluk ve gurur muhteşem.

 

10. Dil kurslarının konuşma sınıfları da dilimizi geliştirmek için ideal bir yöntem. ilk başta herkes biraz utangaç olacak konuşmakta zorlanacak, ama inanın konuştukça konuşacaksınız.

 

11. Sözlük okuyun. Hatta sözlükte kelimeler örneklerle verildiyse bu yeni şeyler öğrenmek ve de kelime bilginizi geliştirmek için çok ideal bir yöntem olacak.

 

12. Kendi seviyenize göre kitap okuyun. İlgi alanınıza göre seçtiğiniz kitapları okurken hem sıkılmazsınız hem de sonunu merakla beklersiniz. Arada öğrendiğiniz yeni kelimeler de cabası.

ileGenç Akademi

Yabancı Dil Öğrenmeyi Hızlandırmanın Yolları

 

Yabancı dil öğrenmek çoğumuz için içinden çıkılmaz bir süreç. Üstelik bir de az zamanda bir dili öğrenmek gerekiyorsa durum daha da karmaşık bir hal alıyor. İşte hızlı dil öğrenmenin yolları…

Hızlı dil öğrenmenin yolları

Yurtdışında hayalinizdeki bir işe başvurmak istiyorsunuz. Ama bir sorun var. Yabancı dil bilmeniz gerekiyor. Siz ise bilmiyorsunuz ve fazla zamanınız da yok.

İmkansızmış gibi gelebilir ama dil uzmanlarına göre, birkaç hafta içinde bir dilde basit iletişim kurmayı, birkaç ayda ise o dili ayrıntılı bir şekilde öğrenmeyi başarabilirsiniz. O dilde edebiyat eserlerini okuyup anlayacak kadar öğrenmek daha uzun bir zaman gerektirir elbette. Fakat ister diplomatik serviste olsun ister bilgisayar programcılığında, kendi ihtiyaçlarınıza uygun kelime ve deyimleri ya da teknik dili hızlı yoldan öğrenmeniz mümkündür.

Bazen iş gereği sık sık seyahat etmek zorunda olmak, günlük konuşma yürütecek şekilde birkaç dili öğrenmeyi de zorunlu kılabilir. Örneğin Benny Lewis adlı bir mühendis bu nedenle İspanyolca, Fransızca ve Almancanın yanı sıra Çince de dahil yedi dili akıcı bir şekilde konuşur hale gelmiş.

Önceliği iyi belirlemek

Lewis, ana dili olan İngilizceden sonra öğrendiği ilk yabancı dil olan İspanyolcayı bir yıldan faza sürede öğrenmiş, ama sonrakiler çok daha hızlı olmuş. Bu işin sırrını şöyle açıklıyor Lewis: Dil öğrenirken önceliği işine yarayacak türden konuşmalara ve kendisine sorulabilecek soruları yanıtlamaya vermek. Yeni diller öğrendikçe teknik tercüme yapar hale bile gelmiş.

Bu ilk aşamada, en çok kullanılan kelime, deyim ya da kalıpları içeren kitaplar ve internet üzerinden dersler yararlı olabilir. Böylece o dilden basit konuşmaları yürütecek kelime ve cümle kalıplarıyla donanmış olursunuz.

Kendinize güvenmek

Lewis, “Başlangıçta en büyük bariyer özgüven eksikliği oluyor,” diyor. “Ama konuştukça daha iyi hale geldiğinizi görüyorsunuz ve bu da kendinize güveninizi artırıyor.”

Dil uzmanları, yabancı dilde ilerlemek için o dili konuşma cesaretini göstermek gerektiğini vurguluyor. “Ağzınızı açmazsanız gelişme kaydedemezsiniz,” diyorlar.

Bu ise yanlış yapmaktan korkmamak anlamına geliyor. Lewis, İspanyolcaya ilk başladığında Tarzanca konuştuğunu söylüyor. Fakat iki hafta içinde “kafada ampul yanan an” gelmiş ve diş fırçası kırıldığında marketten kendisine yeni bir fırça alabilmiş. Nereye giderseniz gidin insanların yeni dil öğrenenleri dinlerken büyük sabır gösterdiğini söylüyor.

Ders dışı aktiviteler:

ABD’de bir dil okulu müdürü olan Michael Geisler yabancı dili hızlı öğrenmek için kendini tümden dile vermek gerektiğini belirtiyor. O dilde ne kadar çok okur, dinler ve konuşursanız o kadar hızlı gelişme kaydedersiniz.

Geisler, okullarındaki öğrencilerin spordan tiyatroya kadar ders dışı aktivitelere katılarak öğrendikleri dili pekiştirmeleri gerektiğini söylüyor.

Amerikalı diplomatları eğiten Washington DC’deki Foreign Service Institute’te (FSI) da benzer bir yaklaşım izleniyor. 70 dilde eğitim veren kurslar 44 hafta sürüyor. Bu sürenin sonunda öğrenciler Time gibi bir dergiyi okuyup anlayacak ve tartışma yürütecek hale geliyor.

Uygun sitelerden yararlanmak

Uzmanlar, düzenli konuşma halinde o dili konuşurken üst düzeyde akıcı bir seviyeye birkaç hafta içinde ulaşılabileceğini belirtiyor. FSI öğrencilerini yerlilerle iletişim halinde olmaya teşvik ediyor. Gönüllü çalışma yapmanın ya da bölgenizdeki kafe, restoran gibi halkın toplanma alanlarında zaman geçirmenin işe yarayacağı ifade ediliyor. Dil öğrenenlerin internet üzerinden bu tür konuşma pratiği yapabileceği siteler de var: italki.com, lang-8.com ve voxswap.com gibi.

Düzenli konuşma yoluyla yanlışlarınızı düzelttirip daha hızlı öğrenme amacınıza da ulaşmış olursunuz. Uzmanlar konuşma pratiğinin önemli olduğunu, ama yanlışlara da işaret edilmesi gerektiğini söylüyor. Fakat ilk aşamada konuşurken grameri çok fazla kafaya takmamak gerektiğine de dikkat çekiyorlar.

Lewis, “Önce dili kullanın, sonra gramere yoğunlaşın,” diyor. O aşamada iseradiolingua.com ve languagepod101.com gibi sitelerdeki ses kayıtlarından yararlanılabileceğini söylüyor.

Uzmanlar, dil öğrenirken o dildeki medyayı kullanmanın, resimli çocuk kitapları okuma ya da bildiğiniz programları o dilde izlemenin önemine de dikkat çekiyor.

Yazar: Rob Budden

ileGenç Akademi

Yabancı Dil Bilgisi Zihinsel Becerileri Geliştiriyor

 

Birden fazla dil bilmenin avantajları iletişim kolaylığı ile sınırlı değil.

Zihinsel esneklik, soyut düşünce, ve öğrenme ve problem çözme için kritik nitelikte olan çalışma belleği birden fazla dil bilmekten olumlu yönde etkilenen bu bilişsel becerilerden bazıları.

İKİ DİLLİLİK / ÇOK DİLLİLİK VE BEYİN GELİŞİMİ

Birden fazla dil bilmenin iletişim bakımından avantajları şüphesiz.

Akademik ve mesleki alanlarda kişiye sağladığı faydalar da ortada.

Peki ya beyin gelişimi ve zihinsel beceriler üzerindeki etkisini biliyor muyuz?

Avrupa genelinde yüzde 50’ye yakın bir kesim, birden fazla dil konuşarak yaşamını sürdürüyor. Bu kesimi; kültürel mirasını az veya çok koruyan azınlık grupları, göçmen ve mülteci çocukları, sınır bölgelerde yaşayan kişiler, küçük yaşlardan itibaren ana dilinden başka bir dilde daha eğitim görenler ve ergen veya erişkin yaşta yeni bir dil ile çevrelenenler oluşturuyor. Ancak bu oran, her yerde bu denli yüksek değil.

Örneğin, ABD’li yetişkinlerin yalnızca yüzde 9’u birden fazla dile hakim.

Her toplumda iki dilli (bilingual) veya çok dilli (multilingual) kültürün yaygın olmamasında çeşitli faktörlerin etkisi var.

Eğitim sistemi bunlardan biri. Birçok ülkede yabancı dil derslerine yeterli yatırım yapılmıyor. ABD örneği üzerinden devam edecek olursak, öğrenciler herhangi bir yabancı dil dersiyle genellikle lise zamanına dek karşılaşmıyor; sonrasında ise bu dersler nadiren zorunlu oluyor. Bir diğer faktör ise siyasi içerikli.

Siyasi meselelerin dil konusunda ne denli engelleyici olabildiğini yakinen biliyoruz. Konumuzla daha ilgili olan, üçüncü bir faktör ise iki dil öğrenerek büyümenin gelişimsel bakımdan zorlukları olduğuna dair inanış. Çok yakın bir zamana kadar, gerek halk gerekse profesyoneller arasında küçük yaştaki bir çocuğu iki dille yetiştirmenin öğrenmede gecikmelere ve hatalara sebep olacağına inanılırdı; hala da inananlar var.

Oysa son dönemde yapılan bilimsel araştırmalar, aksine, iki dil öğrenerek yetişmenin birtakım bilişsel becerilerin gelişimine belirgin biçimde fayda sağladığını gösteriyor. Zihinsel esneklik, soyut düşünce, ve öğrenme ve problem çözme için kritik nitelikte olan çalışma belleği (working memory) olumlu yönde etkilenen bu bilişsel becerilerden bazıları.

ABD’de 1800’lü yıllarda çok dillilik oldukça yaygınken yüzyılın sonuna doğru, 1880’ler itibariyle pek makbul bulunmamaya başladı. Bu durumda, daha önce söz ettiğimiz gibi, hakim siyasi görüş etkendi. Siyasi kaynaklı olmakla birlikte, birden fazla dile “maruz kalmanın” çocukları entellektüel bakımdan yetersiz kıldığına dair mitler türedi.

1960’larda, araştırmacılar bu bilginin doğru olmadığı göstermeye başladılarsa da çocukların tek bir dil seçilerek büyütülmesi gerektiğine dair inanış varlığını sürdürdü. Sinirbilimci Laura Ann Petitto, bu durumu, “beynin yalnızca tek bir dili öğrenmek üzere ayarlı olduğuna dair varsayım” ile açıklıyor. Çok-dillilik – ok dillilik – Çok Dillilik Zihinsel Becerileri Geliştiriyor

Bu varsayıma göre, iki dille büyüyen çocuk, hangi dili kullanacağı konusunda zorluk yaşıyor ve sözel ifadede gecikmeler ve hatalar görülüyor. Oysa 2001 yılından başlayarak yapılan birçok çalışmada Petitto ve meslektaşları bunun doğru olmadığını; 10 yaşından önce iki dille yetiştirilmeye başlanan çocukların, tek dille yetiştirilen akranları ile aynı zamanlarda dil bakımından kritik gelişimsel süreçleri geçirdiklerini ve dil kirliliği veya karmaşası gibi belirtiler göstermediklerini, yaklaşık 4 aylıktan itibaren iki farklı dilleri olduğunu anladıklarını ortaya koyuyor.

Yakın zamanda yapılan çalışmalar yalnızca çocukların iki dili birbirinden ayırabildiğini göstermiyor; aynı zamanda, erken yaş itibariyle iki dille yetişmenin bilişsel alanda fayda sağladığı sonucuna da ulaşıyor.

Bir örnek üzerinden gidecek olursak:

Psikolog Agnes Kovacs 2009 yılındaki bir çalışmasında, henüz sözel döneme geçmemiş 7 aylık bebeklerde bilişsel esnekliği; bebeğin değişen koşullara ne çabuklukta adapte olabildiğini ölçmek üzere görsel bir test uyguluyor. Bunun için, öncelikle, bebeklere birtakım seslerden oluşan bir dizi öğretiliyor. Bu ses dizisinin sonrasında, bir bilgisayar ekranında kukla benzeri bir görsel ödül beliriyor.

Bebeklere esas öğretilmek istenen, belli bir ses dizisini takiben, belli bir yerde, bir kukla görüntüsünün belirdiği. Gerek tek dil gerekse iki dille yetişen bebeklerin, ses dizisi ve kukla arasında aynı beceriklilikle ilişki kurdukları görülüyor; zamanı geldiğinde her iki gruptaki bebekler de kuklanın belirdiği ekrana bakıyor. Ancak Kovacs ses dizisini ve kuklanın yerini değiştirdiğinde, iki dile aşina olan bebekler bakışlarını yeni ekrana çevirip yeni koşullara uyum sağlarken, tek dil duyan bebekler ilk ekrana bakmaya, yani görsel uyaranı ilk ekranda beklemeye devam ediyor.