Etiket arşivi ümraniye yds

ileGenç Akademi

HIZLI YABANCI DİL ÖĞRENME

Yurtdışında hayalinizdeki bir işe başvurmak istiyorsunuz. Ama bir sorun var. Yabancı dil bilmeniz gerekiyor. Siz ise bilmiyorsunuz ve fazla zamanınız da yok.

İmkansızmış gibi gelebilir ama dil uzmanlarına göre, birkaç hafta içinde bir dilde basit iletişim kurmayı, birkaç ayda ise o dili ayrıntılı bir şekilde öğrenmeyi başarabilirsiniz. O dilde edebiyat eserlerini okuyup anlayacak kadar öğrenmek daha uzun bir zaman gerektirir elbette. Fakat ister diplomatik serviste olsun ister bilgisayar programcılığında, kendi ihtiyaçlarınıza uygun kelime ve deyimleri ya da teknik dili hızlı yoldan öğrenmeniz mümkündür.

Bazen iş gereği sık sık seyahat etmek zorunda olmak, günlük konuşma yürütecek şekilde birkaç dili öğrenmeyi de zorunlu kılabilir. Örneğin Benny Lewis adlı bir mühendis bu nedenle İspanyolca, Fransızca ve Almancanın yanı sıra Çince de dahil yedi dili akıcı bir şekilde konuşur hale gelmiş.

 

Önceliği iyi belirlemek

Lewis, ana dili olan İngilizceden sonra öğrendiği ilk yabancı dil olan İspanyolcayı bir yıldan faza sürede öğrenmiş, ama sonrakiler çok daha hızlı olmuş. Bu işin sırrını şöyle açıklıyor Lewis: Dil öğrenirken önceliği işine yarayacak türden konuşmalara ve kendisine sorulabilecek soruları yanıtlamaya vermek. Yeni diller öğrendikçe teknik tercüme yapar hale bile gelmiş.

Hızlı Dil Öğrenmenin Yolları

 

Bu ilk aşamada, en çok kullanılan kelime, deyim ya da kalıpları içeren kitaplar ve internet üzerinden dersler yararlı olabilir. Böylece o dilden basit konuşmaları yürütecek kelime ve cümle kalıplarıyla donanmış olursunuz.

Kendinize güvenmek

Lewis, “Başlangıçta en büyük bariyer özgüven eksikliği oluyor,” diyor. “Ama konuştukça daha iyi hale geldiğinizi görüyorsunuz ve bu da kendinize güveninizi artırıyor.”

Dil uzmanları, yabancı dilde ilerlemek için o dili konuşma cesaretini göstermek gerektiğini vurguluyor. “Ağzınızı açmazsanız gelişme kaydedemezsiniz,” diyorlar.

Bu ise yanlış yapmaktan korkmamak anlamına geliyor. Lewis, İspanyolcaya ilk başladığında Tarzanca konuştuğunu söylüyor. Fakat iki hafta içinde “kafada ampul yanan an” gelmiş ve diş fırçası kırıldığında marketten kendisine yeni bir fırça alabilmiş. Nereye giderseniz gidin insanların yeni dil öğrenenleri dinlerken büyük sabır gösterdiğini söylüyor.

 

Ders dışı aktiviteler

 

Ders dışı aktiviteler

 

ABD ’de bir dil okulu müdürü olan Michael Geisler yabancı dili hızlı öğrenmek için kendini tümden dile vermek gerektiğini belirtiyor. O dilde ne kadar çok okur, dinler ve konuşursanız o kadar hızlı gelişme kaydedersiniz.

Geisler, okullarındaki öğrencilerin spordan tiyatroya kadar ders dışı aktivitelere katılarak öğrendikleri dili pekiştirmeleri gerektiğini söylüyor.

Amerikalı diplomatları eğiten Washington DC’deki Foreign Service Institute’te (FSI) da benzer bir yaklaşım izleniyor. 70 dilde eğitim veren kurslar 44 hafta sürüyor. Bu sürenin sonunda öğrenciler Time gibi bir dergiyi okuyup anlayacak ve tartışma yürütecek hale geliyor.Uygun sitelerden yararlanmak

Uzmanlar, düzenli konuşma halinde o dili konuşurken üst düzeyde akıcı bir seviyeye birkaç hafta içinde ulaşılabileceğini belirtiyor. FSI öğrencilerini yerlilerle iletişim halinde olmaya teşvik ediyor. Gönüllü çalışma yapmanın ya da bölgenizdeki kafe, restoran gibi halkın toplanma alanlarında zaman geçirmenin işe yarayacağı ifade ediliyor. Dil öğrenenlerin internet üzerinden bu tür konuşma pratiği yapabileceği siteler de var: italki.com, lang-8.com ve voxswap.com gibi.

Hızlı Dil Öğrenmenin Yolları

 

Düzenli konuşma yoluyla yanlışlarınızı düzelttirip daha hızlı öğrenme amacınıza da ulaşmış olursunuz. Uzmanlar konuşma pratiğinin önemli olduğunu, ama yanlışlara da işaret edilmesi gerektiğini söylüyor. Fakat ilk aşamada konuşurken grameri çok fazla kafaya takmamak gerektiğine de dikkat çekiyorlar.

Lewis, “Önce dili kullanın, sonra gramere yoğunlaşın,” diyor. O aşamada ise radiolingua.com ve languagepod101.com gibi sitelerdeki ses kayıtlarından yararlanılabileceğini söylüyor.

Uzmanlar, dil öğrenirken o dildeki medyayı kullanmanın, resimli çocuk kitapları okuma ya da bildiğiniz programları o dilde izlemenin önemine de dikkat çekiyor.

ileGenç Akademi

BOŞ ZAMANLARIN KONTROLÜNÜ NASIL KAZANIRSINIZ

Her haftada 168 saat vardır. Peki en önemli şeyler için nasıl zaman bulacağız? Zaman yönetimi uzmanı Laura Vanderkam insanların hayatlarını ne kadar meşgul geçirdikleri üzerine çalışıyor ve çoğumuzun her hafta sorumluluklarımıza fazla değer verip kendimize ait olan zamanı hafife aldığımızı buluyor.Sahip olduğumuz zaman içinde istediğimiz hayatı kurabilelim diye hayatımızda önem verdiğimiz şeyler için zaman bulmamıza yardımcı olacak birkaç pratik taktik öneriyor..

ileGenç Akademi

ÖZGÜVEN NASIL KAZANILIR

Özgüven önemli bir kişisel özelliktir; yaşamla baş etmemizi ve sorunlarla gerçekçi bir şekilde mücadele etmemizi sağlar ve zorluklara dayanmamızı kolaylaştırır. Özgüven kazanma süreci, yaşamın önemli zorlukları ile başa çıkma gücüne sahip ve mutlu olmaya layık bir kişi olma deneyimidir.

Özgüven insana güç verir, enerjisini artırır ve daha fazla çaba göstermeye özendirir. Başarı için ilham kaynağıdır. Başarılarımızla gurur duymamızı ve onlardan keyif almamızı sağlar.

Bizim yaklaşımımıza bağlı olarak başka insanlar ve dışımızdaki olaylar özgüvenimizi yükseltebilir ya da bitirebilirler. Yaşama özgüvenli bir şekilde yaklaşmak ve bunu sürdürmek önemlidir. Ancak, aşırı bir güven duygusu ile hareket ederek kendimizi ve diğer insanları tedirgin etme riskini de almamak gerekir.

Özgüvenimiz olmadığında işleri yapabilme yeteneğimizden emin olamayız. Gerekli beceriye ve deneyime sahip olduğumuzu bildiğimiz halde daha önce hiç yapmadığımız bir işle karşılaştığımızda endişeleniriz. Birçok durumda, özellikle karar vermemiz, inisiyatif kullanmamız veya yeni insanları işin içine katmamız gereken durumlarda rahatsız ve huzursuz oluruz.

Buna karşın, aşırı bir güven duygusu içinde davrandığımızda; sınırlarımız olduğunu kabul etmek istemeyiz, yeteneklerimiz hakkında gerçekçi olmayan düşüncelere kapılırız. Üzerimize aşırı iş yükü alırız, böylece her zaman iyi iş yapamayız. En iyiyi bizim bildiğimizi düşünürüz, önerileri göz ardı ederiz, bize yardım etmek isteyenleri de genellikle reddederiz.

Olması gereken düzeyde bir özgüvene sahip bulunduğumuzda ise; en iyi için çaba göstereceğimizi ve kabul edilebilir bir sonuç ortaya koyacağımızı bilerek işleri ele alırız. Bir işi yapamadığımızda mazeret üretmek yerine yeniden denemeye başlarız. İlk seferinde tümüyle doğru olarak anlamadığımız ya da yapamadığımız bir işin dünyanın sonu anlamına gelmediğini biliriz. Hatalarımızı dert etmek yerine onlardan ders almasını becerebiliriz. Bir çok durumla ve sorunla daha iyi baş edebiliriz.

Özgüven hedeflerimizin peşinden giderken bize güç verir. Başarılarımızla doyum ve rahatlık hissetmemize izin verir. Özgüvenimizin güçlü olması durumunda başarı bize doğal ve doğru gelir.

Birçoğumuz, belirli zamanlarda, belirli insanlarla ve belirli durumlarda kendimizi güvenli hissederken bazı durumlarda, zamanlarda ve bazı insanların karşısında özgüvenimizi yitiririz. Kendimize olan güven duygumuzu nelerin etkilediğini doğru anlamamız gerekir.

Bunun için şu soruları kendimize sormalıyız ve dürüst cevaplar vermeliyiz.

Ø Kendimize en çok güvendiğimiz zamanlar hangileridir? Yeteneklerimizden emin olduğumuz ve kendimizi en rahat hissettiğimiz durumlar nelerdir?

Ø Karşısında özgüvenimizin en yüksek olduğunu düşündüğümüz insanlar kimlerdir? Niçin?

Ø Onlar, bize özgüvenimizi artıracak ne söylüyorlar veya ne yapıyorlar?

Ø Ne zaman kendimize olan güvenimizin en düşük olduğunu hissediyoruz?

Ø Özgüvenimizi azaltanlar nelerdir? Hangi insanlar ve hangi durumlar bizim kendimizi güvensiz hissetmemize neden oluyor? Söylenen ya da yapılanlar nelerdir?

Bu sorulara cevap verirken hazır olmadığınız yeni durumlardan ya da kıyafetinizin ve dış görünümünüzün iyi olduğu zamanlardan söz edebilirsiniz. Özgüven, çoğunlukla, kendimizi nasıl hazırladığımız ve kendimizi nasıl gördüğümüz ile ilgilidir. Özgüven gelip giden, azalıp artan bir duygudur. Bazı günler kendimizi diğer günlere göre daha güvenli ve güçlü hissederiz. Bazı günlerde de kendimizi arkadaşlarımızın yanında yetersiz hissederiz veya kendi yeteneklerimizi sürekli olarak onlarınki ile kıyasladığımız durumlar yaşarız.

Özgüvenimizin zayıfladığı durumlarda yapabileceğimiz ilk iş, hiç kimsenin mükemmel olmadığını kabul etmektir. Belki, başka insanların sizin sahip olmadığınız becerileri vardır. Ancak, siz de büyük olasılıkla onların yapamadığı bazı şeyleri yapabiliyorsunuz.

Özellikle, onlarla rekabet edebileceğiniz alanlarda kendi yeteneklerinizi geliştirmeye odaklanın. Tüm yapabileceklerinizi aklınıza getirin, yapamayacaklarınız için fazlaca endişelenmeyin, onlara takılıp kalmayın.

Özgüveni artırmanın iyi bir yolu, yaşamdaki başarılarımızı hatırlamaktır. Sahip olduğumuz tüm yeteneklerimizi, iyi kullandığımız becerilerimizi aklımıza getirelim ve güvenli davranarak kazançlı çıktığımız zamanları hatırlayalım.

Eğer, siz de özgüveninizi kazanmak ve geliştirmek istiyorsanız, yeteneklerinizi önemseyin ve kabuğunuzdan çıkın. Daha rahat ve girişken davranmayı öğrenin. Fikirlerinizi daha sesli ifade edin. Sorumluluklar alın. İş yaşamınızda karar alma süreçlerinde ve uygulamalarda daha aktif olarak kendinizi gösterin. Enerjik olmak için bu tür insanları kendinize örnek alın. Cesaretli olun, hata yapmaktan korkmayın. Başarısızlıkların birer ders olduğunu ya da başarı yolunda küçük molalar olduğunu düşünün. Elde ettiğiniz her başarıyla özgüveninizin arttığını göreceksiniz.

 

KAYNAK:KİGEM

ileGenç Akademi

İNGİLİZCE ÖĞRENME KILAVUZU

“Ya, nasıl halledeceğiz şu İngilizce olayını? Başlayamadım bir türlü.”

“Hocam, var mı şöyle bildiğin iyi bir kurs? İngilizce’ye başlamam lazım hemen.”

“Liseden aslında iyi bir temelim var ama çoğunu unuttum. Özel ders mi alsam acaba?”

“Keşke evlenmeden önce dil öğrenme işini halletseydik. Şimdi vakit bulamıyorum.”

Ülkemizde yukarıdaki cümleleri kuran insan sayısı o kadar fazla, ve gerçekten dil öğrenebilen kişilerin sayısı o kadar az ki, ortaya çıkan tablo bir yerlerde mutlaka sorun olduğunun sinyallerini veriyor. Millet olarak İngilizceyle ilgili genetik bir problemimiz olmadığına göre, ya motivasyon sorunumuz var, ya da yöntemlerimiz yanlış. Peki, dil öğrenmeye karar veren bir kişi ne yapmalı? İşte bazı tavsiyeler…

• Öğrenmeye karar verin ve hemen başlayın. Kaç yıl süreceğini, hangi aşamalardan geçmeniz gerekeceğini, masraflarını ve diğer bütün detayları düşünmeden başlayın. Başlamak için bir kelime öğrenmek bile yeterlidir. Karar vermek öğrenim sürecine girmek demektir ve bu da asıl problemi çözer. Yöntem, maliyet, zaman gibi sorunlar bu sürecin içinde sırasıyla çözülecektir.

• Yabancı dil öğrenmeye karar verdikten sonra öncelikli hedef olarak kendinize mutlaka güçlü bir “öğrenme nedeni” sağlayın. Öğrenme nedenlerini belirlemek için bir grup öğrenci arasında yapılan bir soruşturmada şu tür nedenler ortaya konmuştur;

Yabancı dil bilmediği için iş bulamayan yakından etkilenme
– Turistlerle iletişim kurma dürtüsü
– Türkiye’de iş kaynakları tükeniyor
– İnternette hakim dilin İngilizce olması (%84)
– Satın alınan cihazların kullanma kılavuzlarını okuyabilme dürtüsü
– Kültürümüzü yabancı platformlarda anlatabilmek
– Gelişen dünyayı yakalayabilmek ve değişime ayak uydurabilmek için yazılı ve sözlü kaynaklardan yararlanabilmek

Bu düşünceler içinde baskın olan küme iletişim kurabilme ve iyi bir iş bulabilmek için yabancı dil öğrenmektir. Aslında ülkemizde güçlü bir “öğrenme nedeni” ve gerekli motivasyonu sağlayabilmek için sarı sayfalardaki iş ilanlarına bir göz atmak bile yeterli olabilir. Yabancı dil çoğu zaman bir amaç değil, hedefe taşıyan çok önemli bir araçtır ve bu yüzden geleceğe yönelik kesinlik kazanmış bir perspektifinizin olması dil öğrenme sürecinde çok önemli bir rol oynar.

– Dil öğrenmek için mevcut olan kaynakları sakın bazı yayınevlerinin hazırlamış olduğu kitap ve kasetlerle sınırlı sanmayın. Günümüzde İngilizce eğitimine ilişkin en kapsamlı kaynak İnternettir ve Türkiye’de olmasa da birçok ülkede çoğu insan yalnızca internet üzerinden dil öğrenmekte, eğitim sürecinde olanlar ise mutlaka destek amacıya interneti kullanmaktadır. “Okulsuz Eğitim” kavramı dünya literatürüne girdiğinden beri, “online” eğitim hizmeti veren sitelerin sayısı ve ciddiyeti önemli ölçüde artmıştır. Görünen o ki yakın zamanda insanlar dil öğrenirken parmak kaldırmak yerine, farenin sol düğmesine tıklayacaklar, zil sesinin yerini modem zırıltısı alacak ve diplomamız e-postamıza gelecek. Bir bilim kurgu romanının satırları arasından fırlamış gibi duran bu ifadeler artık daha az sayıda insanı şaşırtıyor. Daha on yıl önce bilgisayarın başında pijamasıyla alışveriş yapan ve karısına “Sevgilim, patlıcan da lazım mı?” diye bağıran bir insan karikatürüne kahkahalarla gülen insanlar, bugün birşeye gülmeden önce iki kez düşünür oldu. Tüm bu gelişmelere rağmen ülkemizde hala “internet eşittir chat” anlayışından kurtulamayan bir kitle var ve bu bilgi “teröristleri” örgüt evi olarak çoğunlukla internet cafeleri kullanıyorlar. Siz sakın bu örgüte dahil olmayın. Yabancı dil öğrenirken mutlaka internetteki kaynaklara ulaşmaya çalışın.

• Bir yabancı dilin öğrenilmesi, tarih, fizik ya da bir başka dersin öğrenilmesinden farklıdır. Bir dil, ait olduğu toplumun düşünce biçimini yansıtan bir araçtır. Dil toplumla birlikte geliştiği için, yabancı bir dile hakim olabilmenin ilk şartı, o dili konuşan toplum gibi düşünebilmektir. Örneğin, yabancı bir dilde erkek ve kadın için kullanılan kelimeler, o toplumda erkek ve kadının sosyal statülerini ortaya koyar. Başka bir örnek vermek gerekirse Türkçe’de söylenen “Dereyi görmeden paçaları sıvama” atasözü “İngilizce’de “Şişman kadın söylemeden operayı bitti sanma” şeklinde söylenmektedir. Her iki atasözü de aynı amaçla söylenmiş olsa da, kültürel farklılıklar sonucu farklı biçimlere bürünmüştür. Günümüzde sinemanın ve (popüler) müziğin başkenti Amerika olduğu için bu kaynaklardan da faydalanma şansımız yüksektir. Film metinleri ve şarkı sözleri toplumun aynasıdır ve “İngilizce düşünme” sürecini hızlandıran faktörlerdir.

• Dil öğrenme sürecini mutlaka zevkli bir hobiye dönüştürün. Bunun için yabancı bir dergiye (Newsweek veya Time) abone olun. Sinemaya gittiğinizde İngilizce’nizin mutlaka gelişeceğini bilin ve o bilinçle seyredin. Filmlerden maksimum derecede yararlanmak için eğer gerekli donanım varsa DVD filmleri hem seslendirmesi, hem de altyazısı İngilizce olarak seyredin.

• Eğer evinizde kablolu televizyon veya başka bir sistem varsa, günün belirli bir saati düzenli olarak BBC veya CNN seyredin. Hiç anlamıyorum diye yakınmayın. Bu öğrenme eylemi “bilinçsiz öğrenme” olarak adlandırılır ve öğrendiğinizi anlamazsınız.

Çoğumuzun başına gelmiştir. Bir alışveriş merkezinde dolaşırken dilimize bir şarkı takılır ve bir süre sonra alışveriş merkezinde de aynı şarkının çaldığını farkeder ve tesadüf sanarak hayret ederiz. Halbuki bu bir tesadüf değildir. Alışveriş merkezinde çalan müziği kulağımız farkeder ve beyine mesajı iletir. Ve biz o şarkıyı söylemeye başlarız ama niye söylediğimizi asla bilmeyiz. Yani bilinçsiz bir uyarılma vardır. Bir süre sonra ancak fonda çalan müziği beyin ayırdeder ve biz bunu tesadüf sanarız. Televizyon seyrederken veya film seyrederken de aynı durum yaşanır. Bu yüzden sakın “hiçbirşey anlamıyorum” diyerek vazgeçmeyin.

• Düzenli olarak mutlaka seviyenize uygun kitaplar okuyun. Eğer seviyenizi bilmiyorsanız ölçünüz şu olsun. Eğer kitabın bir sayfasında 10 kez sözlüğe bakıyorsanız o kitap size göre ağırdır ve bıkkınlığa neden olabilir. Eğer bir sayfada hiç sözlük ihtiyacı duymuyorsanız o kitap da seviyenizin altındadır ve bir fayda sağlamaz. Bu yüzden her sayfada sadece 2-3 kez sözlük ihtiyacı duyacağınız kitapları seçin ve seviyeyi giderek artırın.

• Eğer büyük bir engeliniz yoksa hedefleriniz arasında kısa süreli de olsa mutlaka bir yurtdışı gezisi olsun. Yurtdışına çıkma fikri bile birçok insana çok uzak gelmektedir. Genellikle ekonomik kaygılar nedeniyle uzak durulan yurtdışı planları sanıldığı gibi zor değildir aslında. Yapmanız gereken tek şey Amerika veya İngiltere’de yaz boyunca süren yarı gönüllü kamp programlarını araştırmak ve uygun olan bir tanesini seçip katılmaktır. Genelde dört ay süren bu kamplar İngilizce konuşma problemini büyük ölçüde halleder ve dile yeni bir bakış açısı kazanmanızı sağlar.

• Son olarak dili önemseyin ama dil öğrenme işini hafife alın. Hafife almak demek, sürekli nasıl öğreneceğinizi araştırıp kaygıyla beklemeye bir son vermek ve cesaretle ilk adımı atmak demektir. Bisiklete binmeyi öğrenmek isteyen bir kişi nasıl öğreneceği, öğrenirken nelere dikkat etmesi gerektiği, öğrendikten sonra geçireceği evreleri, bisiklet kullanabilen birisi olarak elde edeceği avantajları vs araştırmaya kalkarsa boş yere vakit kaybetmiş olur.

Bisiklet kullanmak isteyen kişinin yapması gereken ilk iş seleye oturmaktır. Önce düzlük yerde başlayan çalışmalar daha sonra bir yokuşun başında olgunluğa erişir. Rüzgar ilk saçlarını okşadığında bisikletin üzerindeki kişinin hafif bir korku ve tedirginlik oluşsa da, bu duygu çok kısa bir zamanda güven duygusuna dönüşür. Siz de düzlükte ilk adımınızı atın ve bekleyin. Emin olun çok kısa bir süre içinde dik bir uçurumun kenarında aşmış olduğunuz yola bakacaksınız gururla. Rüzgar saçlarınızı okşarken aşağıda hala birbirine “Abi, nasıl öğreniriz bu İngilizceyi yaa?” şeklinde soru soran insanlar görüp şaşıracaksınız.

ileGenç Akademi

EĞLENEREK YABANCI DİL ÖĞRENMEK

Yeni bir dil öğrenmek sandığınızdan çok daha eğlenceli olabilir. Küreselleşen dünyamızda çok dillilik yükselen değer. Peki anadile hakim olmak bile zorken yeni bir dil öğrenmek nasıl eğlenceli olabilir? İşte size yeni bir dil öğrenmenin en eğlenceli yolları…

 

Yeni Bir Dil Öğrenmenin En Eğlenceli Yolları

Yabancı dil öğrenirken keyif alamayacağınızı söyleyenler var mı? Olmamalı… Çünkü yeni bir dil öğrenirken zevk alacağınız çok eğlenceli yollar vardır. Zaten yabancı dil öğrenmeye merakı olan, farklı toplumların dillerini ve kültürlerini merak eden insanlar için dil öğrenmek, her zaman aşırı derecede keyiflidir. Gelişen teknoloji, her türlü bilgiye ulaşabilme imkanı, haberleşme cihazları ve uygulamaları sayesinde sanki sınıfta ders alıyormuş gibi yabancı bir dili öğrenmek mümkündür.

Yaratıcılığınızı konuşturarak dil öğrenmeyi inanılmaz zevkli bir aktiviteye çevirebilirsiniz. Mühim olan, bunu gerçekleştirmek adına neler yapabileceğinizdir. İşte, ben de sizler için eğlenceli olabileceğini düşündüğüm yolları aşağıda bir liste haline getirdim. Tabii, hayal gücünüzü kullanarak bunlara çok daha fazlasını ve iyisini ekleyebilirsiniz.

Her Sabah 10 Yeni Kelime Öğrenin!

Tamam, anladık meşgulsünüz. Hayat devam ediyor ve size pek de adil davranmıyor. Başınızı kaldırmaya dahi vakit bulamıyorsunuz fakat her sabah, 10 kelimeöğrenmeye de vaktiniz vardır sanırım. En basitinden İngilizce için konuşalım. Çok zor olmayan bir gramere sahiptir ve önemli olan kelime bilgisidir. İngilizce ile başlamaya ne dersiniz?

Araştırmalara göre, bir dilde kullanılan en yaygın 1000 kelimeyi öğrendiğinizde tüm kelimelerin %85’i, size tanıdık gelecektir. Yani 100 gün boyunca düzenli olarak 10 kelime öğrenirseniz, dile hakim olmanız fazlasıyla kolay olacaktır.

Değiş-Tokuş Yapın!

Milyonlarca insan internet üzerinden yeni diller öğrenebilmek için dil partnerleri arıyor. Neden siz de kendinize bir tane bulmayasınız? Türkçe öğrenmek isteyen ve sizin de öğrenmek istediğiniz dile sahip birçok insan var. Onlarla iletişime geçip kendinize bir dil partneri bularak, eğlenceli bir şekilde hem dili öğrenmiş olur hem de bir başka kişiye öğretmiş olursunuz. Ayrıca, karşınızdaki kişi ile konuşarak o ülkenin insanlarının kültürleri hakkında da bilgi sahibi olursunuz.

Yabancı ülkelerde dil değiş tokuşuna girmek isteyen insanlar için özel buluşmalar, toplantılar veya çalışma saatleri yapılmaktadır. Ancak bildiğim üzere, bizim ülkemizde maalesef böyle bir şey henüz mevcut değil. Bu nedenle internete yönelebilirsiniz. Üniversite öğrencisi iseniz okulunuzdaki değişim öğrencilerinden bu konuda yardım isteyebilirsiniz.

Online Oyunlar Oynayın!

Ülkemizdeki genç nüfusun yarısından fazlasının İngilizceyi, oynadıkları oyunlardan öğrendikleri üzerine iddiaya girecek olan varsa buyurun. Çünkü gerçek budur. En güzel ve eğlenceli öğrenme yollarından bir tanesi, oyunlardır. Çünkü oyununuzu geliştirebilmek için verilen görevleri ve size söylenenleri anlamak zorundasınız. Bunları anlamak için ise oyunda kullanılan dil hakkında bilgi sahibi olmanız gerekir. Aynı zamanda, oyundan edindiğiniz arkadaşlarınızla konuşurken de aynı şekilde dile hakim olmalısınız. İyi bir oyuncu her zaman gerekeni yaparak, dili öğrenmeye yönelir. Sonuçta oyun içindeki diyaloglar, oyunda ilermenin kilit anahtarıdır.

Öğrenmek İstediğiniz Dile Sahip Bir Partner Edinin!

Evet, kulağa ne kadar garip geldiğinin farkındayım fakat bilmek istediğiniz dile sahip bir eş bulursanız, öğrenmeniz oldukça kolay olacaktır. Hem onunla anlaşabilmek için kendiniz çabalarsınız hem de partneriniz size sürekli öğretmeye çalışacaktır. Bu durum genelde, iki tarafın da İngilizce bildiği ancak işin içerisine farklı dillerin karıştığı ilişkilerde görülür. Oyunlar gibi bu da yeni bir dil öğrenebileceğiniz en keyifli yollardan bir tanesidir.

Yukarıda yazdıklarım, yalnızca sizlere fikir verme amaçlıdır. Biraz daha derin düşünerek ortaya çok ilginç şeyler çıkarabilirsiniz. Arkadaşlarınızı da dahil ederek oyunlar oynayabilir veya beraber seyahatlere çıkabilirsiniz. Tamamen size kalmış bir durumdur. Neyi, nasıl öğreneceğinizi siz daha biliyorsunuz. Kendinize güzel bir program yaptığınızda kısa sürede yabancı bir dil öğrenme ihtimaliniz, oldukça yüksektir. Tabii, bunu görev olarak görmektense eğlenceli ve keyifli bir şey olarak bakmak, kelimelerin aklınızda daha çok kalmasını sağlayacaktır.