Etiket arşivi eğitim

ileGenç Akademi

İYİ LİDERLER NEDEN SİZİ GÜVENDE HİSSETTİRİLER?

Sizi iyi bir lider yapan şey nedir? Yönetim teorisyeni Simon Sinek, çalışanlarını güvende hissettiren, çalışanlarının güven çemberine giren kişinin iyi bir lider olduğunu öngörmektedir. Ancak güven ve emniyet yaratmak – özellikle de engebeli bir ekonomide – büyük sorumluluk almak demektir.

Devamını oku

ileGenç Akademi

STÜDYO OKULLAR

Bazı çocuklar dinleyerek öğrenir, bazıları yaparak.Geoff Mulgan İngiltere de yeni açılmaya başlanan, çocukların küçük takımlar halinde projeler üzerinde çalışarak öğrendikleri stüdyo okullardan bahsediyor.

Devamını oku

ileGenç Akademi

EĞİTİM ÜZERİNE ÖNEMLİ ARAŞTIRMALAR

Eğitim konusunda son yıllarda yapılan bir çok araştırma eğitime bakış açımızı değiştiriyor. Bu yazımızda eğitim konusunda yapılmış en önemli bilimsel araştırmaları size sunuyoruz.

 

1. İyi Tasarlanmış Sınıflar Öğrencilerin Öğrenme Başarısını Artırıyor

Bir sınıfın fiziksel öğrenme alanı, öğrencilerin ne kadar iyi öğrendiği üzerinde önemli bir fark yaratıyor. Salford Üniversitesi tarafından İngiltere’deki 27 okulda yapılan bu çalışmada (Sınıf Tasarımı İlkokul Öğrencilerinin Başarısını Yüzde 16 Oranında Artırıyor), araştırmacılar bir ilkokul sınıfının aydınlatma, düzenleme ve dekorasyon dahil tüm fiziksel tasarımını geliştirmenin akademik performansı yüzde 16′ya kadar artırdığını buldu (ancak çok fazla dekorasyon dikkat dağıtıcı olabilir).

2. Tiyatro Otizmli Çocuklara Yardım Ediyor

İyilik önemlidir. 1991 – 2010 yılları arasında 753 çocuğu gözlemleyerek yapılan bu araştırmanın (Araştırma: Anaokulundaki Davranışlar ve Yetişkinlikteki Başarı Arasındaki İlişki) sonuçlarına göre paylaşan, başkalarına yardım eden ve empati gösteren anaokulu öğrencileri, birer yetişkin olduklarında kişisel, mesleki ve eğitimdeki başarıya daha yatkın oluyorlar.

3. Yardımseverliğin Faydaları Anaokulundan Yetişkinliğe Kadar Sürüyor

Tiyatro programlarına katılmanın otizmli öğrencilere gruplar halinde oynamayı, başkalarıyla iletişim kurmayı ve yüzleri tanımayı öğrettiğini biliyor muydunuz? Tüm bunlar Vanderbilt Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan bir araştırmanın bulguları. Otizm ve Davranış Bozuklukları Dergisi’nde yer alan araştırmada, 8-14 yaşları arasındaki 30 otizmli çocuk 10 haftalık bir tiyatro programına yazıldı. Program boyunca rol yapma, doğaçlama egzersizleri, şarkı söyleme, dans etme ve hareket egzersizlerine katıldılar. Programın sonunda katılımcılar, okuldaki oyuncu akranlarıyla birlikte sahneye çıktılar.

4. Öğrenmenin Bilimi

Öğrencilerinizin nasıl öğrendiğini merak ediyor musunuz? Öğrenme ile ilgili bütün mitleri ve yanlış anlamaları rafa kaldıran yeni bir araştırma, öğrenme ile ilgili altı temel prensip olduğunu ortaya koydu.

5. Sosyal ve Duygusal Öğrenmeye Harcanan 1 Dolar, Uzun Vadeli Faydalarıyla 11 Dolar Kazandırıyor

Sosyal ve duygusal öğrenmenin, öğrencilerin eğitimine inanılmaz büyük faydaları olduğunu biliyoruz (Neden Duygusal Öğrenme Alfabeyi Öğrenmek Kadar Önemli?). Peki geçtiğimiz yıl uzun vadeli ekonomik faydaları üzerine bir araştırma yapıldığını biliyor muydunuz? Araştırmacılar en yaygın kullanılan altı sosyal ve duygusal öğrenme programının ekonomik etkilerini analiz etti. Bu analizin sonuçlarına göre yatırılan her bir dolar, uzun vadeli faydalarıyla 11 dolar kazanç sağlıyor. Çocuk suç oranlarında azalma, yaşam boyu daha yüksek kazanç ve daha iyi bir ruhsal ve zihinsel sağlık bu faydalardan bazıları.

6. Susam Sokağı Anaokulu Çocuklarının Öğrenmesini Geliştiriyor

Susam Sokağı, bundan 40 yıl önce çocukları okula hazırlamaya yardım eden eğitsel bir program olarak hayatımıza girmişti. Nüfus sayımı verilerini inceleyen araştırmacılar, Susam Sokağı’nı daha çok izleyen okul öncesi yaştaki çocukların okulda daha başarılı olduklarını buldu. Yoksul bölgelerde yaşayan çocuklar ise okul performanslarında en yüksek kazanımları yaşayanlar oldu.

7. 70 Dakikadan Daha Fazla Ödev Vermeyin!

Ortaokul öğrencileri için günde 70 dakikalık matematik ve fen ödevi faydalı oldu, ancak 90-100 dakikadan daha fazla ödev vermek akademik performansta önemli bir düşüşle sonuçlandı. İspanya Oviedo Üniversitesi araştırmacıları, yaş ortalaması 13.78 olan 7 bin 715 öğrenci üzerinde yaptıkları bir araştırmayla bu sonuca ulaştılar.

8. Farkındalık Çalışmaları Matematik Başarısını Artırıyor

Farkındalık çalışmaları öğrencilerin daha pozitif hissetmesini sağlıyor. Ve yeni bir araştırmaya göre bu çalışmalar matematikteki başarıyı da artırıyor. Kanada’da British Columbia Üniversitesi’nde araştırmacılar, 4 ve 5’inci sınıflar düzeyinde 4 derslikte bilişsel kontrolün artırılması, stresin düşürülmesi, sosyal ilişkilerin geliştirilmesi konularında farkındalık eğitimi verdi. Araştırmacılar sadece farkındalıkta değil, matematik notlarında da ortalama yüzde 15’lik artış olduğunu tespit etti.

9. DEHB’li Öğrencilerin Konsantre Olmalarını Sağlamak İstiyorsanız, Hareket Etmelerine İzin Verin

DEHB’li öğrenciler için hiperaktivite doğal bir durum olduğu için onları hareket etmekten ve kıpırdanmaktan alıkoymak odaklanma becerilerine zarar verebilir (DEHB’li Çocukların Neden Sınıfta Hareket Etmeye İhtiyacı Var?).

10. Hareket ve Matematik Becerisinin Arkasındaki Sinirbilim

Araştırmalar hareketin öğrenme üzerinde olumlu etkileri olduğunu söylüyor (Hareket Öğrenmeye Ara Vermek Değil, Öğrenmenin Kendisidir). Ama araştırmalar genellikle gözleme dayalı yapılıyor. Oysa fMRI teknolojisinin kullanımıyla araştırmacılar, insanların nasıl öğrendiklerine dair yeni bir anlayış kazandı. Bir grup bilim insanı, çocukların beyin yapılarını inceledi. Hareket edip egzersiz yaptıklarında küçük çocukların beyinlerinin daha ince bir “kortikal gri madde” tabakası ürettiğini ve bunun da daha güçlü matematik becerilerinin gelişmesine sebep olduğunu buldular.

 

ileGenç Akademi

Yabancı Dil Bilgisi Zihinsel Becerileri Geliştiriyor

 

Birden fazla dil bilmenin avantajları iletişim kolaylığı ile sınırlı değil.

Zihinsel esneklik, soyut düşünce, ve öğrenme ve problem çözme için kritik nitelikte olan çalışma belleği birden fazla dil bilmekten olumlu yönde etkilenen bu bilişsel becerilerden bazıları.

İKİ DİLLİLİK / ÇOK DİLLİLİK VE BEYİN GELİŞİMİ

Birden fazla dil bilmenin iletişim bakımından avantajları şüphesiz.

Akademik ve mesleki alanlarda kişiye sağladığı faydalar da ortada.

Peki ya beyin gelişimi ve zihinsel beceriler üzerindeki etkisini biliyor muyuz?

Avrupa genelinde yüzde 50’ye yakın bir kesim, birden fazla dil konuşarak yaşamını sürdürüyor. Bu kesimi; kültürel mirasını az veya çok koruyan azınlık grupları, göçmen ve mülteci çocukları, sınır bölgelerde yaşayan kişiler, küçük yaşlardan itibaren ana dilinden başka bir dilde daha eğitim görenler ve ergen veya erişkin yaşta yeni bir dil ile çevrelenenler oluşturuyor. Ancak bu oran, her yerde bu denli yüksek değil.

Örneğin, ABD’li yetişkinlerin yalnızca yüzde 9’u birden fazla dile hakim.

Her toplumda iki dilli (bilingual) veya çok dilli (multilingual) kültürün yaygın olmamasında çeşitli faktörlerin etkisi var.

Eğitim sistemi bunlardan biri. Birçok ülkede yabancı dil derslerine yeterli yatırım yapılmıyor. ABD örneği üzerinden devam edecek olursak, öğrenciler herhangi bir yabancı dil dersiyle genellikle lise zamanına dek karşılaşmıyor; sonrasında ise bu dersler nadiren zorunlu oluyor. Bir diğer faktör ise siyasi içerikli.

Siyasi meselelerin dil konusunda ne denli engelleyici olabildiğini yakinen biliyoruz. Konumuzla daha ilgili olan, üçüncü bir faktör ise iki dil öğrenerek büyümenin gelişimsel bakımdan zorlukları olduğuna dair inanış. Çok yakın bir zamana kadar, gerek halk gerekse profesyoneller arasında küçük yaştaki bir çocuğu iki dille yetiştirmenin öğrenmede gecikmelere ve hatalara sebep olacağına inanılırdı; hala da inananlar var.

Oysa son dönemde yapılan bilimsel araştırmalar, aksine, iki dil öğrenerek yetişmenin birtakım bilişsel becerilerin gelişimine belirgin biçimde fayda sağladığını gösteriyor. Zihinsel esneklik, soyut düşünce, ve öğrenme ve problem çözme için kritik nitelikte olan çalışma belleği (working memory) olumlu yönde etkilenen bu bilişsel becerilerden bazıları.

ABD’de 1800’lü yıllarda çok dillilik oldukça yaygınken yüzyılın sonuna doğru, 1880’ler itibariyle pek makbul bulunmamaya başladı. Bu durumda, daha önce söz ettiğimiz gibi, hakim siyasi görüş etkendi. Siyasi kaynaklı olmakla birlikte, birden fazla dile “maruz kalmanın” çocukları entellektüel bakımdan yetersiz kıldığına dair mitler türedi.

1960’larda, araştırmacılar bu bilginin doğru olmadığı göstermeye başladılarsa da çocukların tek bir dil seçilerek büyütülmesi gerektiğine dair inanış varlığını sürdürdü. Sinirbilimci Laura Ann Petitto, bu durumu, “beynin yalnızca tek bir dili öğrenmek üzere ayarlı olduğuna dair varsayım” ile açıklıyor. Çok-dillilik – ok dillilik – Çok Dillilik Zihinsel Becerileri Geliştiriyor

Bu varsayıma göre, iki dille büyüyen çocuk, hangi dili kullanacağı konusunda zorluk yaşıyor ve sözel ifadede gecikmeler ve hatalar görülüyor. Oysa 2001 yılından başlayarak yapılan birçok çalışmada Petitto ve meslektaşları bunun doğru olmadığını; 10 yaşından önce iki dille yetiştirilmeye başlanan çocukların, tek dille yetiştirilen akranları ile aynı zamanlarda dil bakımından kritik gelişimsel süreçleri geçirdiklerini ve dil kirliliği veya karmaşası gibi belirtiler göstermediklerini, yaklaşık 4 aylıktan itibaren iki farklı dilleri olduğunu anladıklarını ortaya koyuyor.

Yakın zamanda yapılan çalışmalar yalnızca çocukların iki dili birbirinden ayırabildiğini göstermiyor; aynı zamanda, erken yaş itibariyle iki dille yetişmenin bilişsel alanda fayda sağladığı sonucuna da ulaşıyor.

Bir örnek üzerinden gidecek olursak:

Psikolog Agnes Kovacs 2009 yılındaki bir çalışmasında, henüz sözel döneme geçmemiş 7 aylık bebeklerde bilişsel esnekliği; bebeğin değişen koşullara ne çabuklukta adapte olabildiğini ölçmek üzere görsel bir test uyguluyor. Bunun için, öncelikle, bebeklere birtakım seslerden oluşan bir dizi öğretiliyor. Bu ses dizisinin sonrasında, bir bilgisayar ekranında kukla benzeri bir görsel ödül beliriyor.

Bebeklere esas öğretilmek istenen, belli bir ses dizisini takiben, belli bir yerde, bir kukla görüntüsünün belirdiği. Gerek tek dil gerekse iki dille yetişen bebeklerin, ses dizisi ve kukla arasında aynı beceriklilikle ilişki kurdukları görülüyor; zamanı geldiğinde her iki gruptaki bebekler de kuklanın belirdiği ekrana bakıyor. Ancak Kovacs ses dizisini ve kuklanın yerini değiştirdiğinde, iki dile aşina olan bebekler bakışlarını yeni ekrana çevirip yeni koşullara uyum sağlarken, tek dil duyan bebekler ilk ekrana bakmaya, yani görsel uyaranı ilk ekranda beklemeye devam ediyor.

ileGenç Akademi

Yaz Tatilini Verimli Geçirmek İsteyen Öğretmenlere Öneriler

 

Bir öğretim yılı iyi ve kötü anılarıyla sona ererken, etkili öğretmenlerin yaşadıkları deneyimler üzerine düşünme ve bunları önümüzdeki eğitim öğretim yılı için yeni bir plana dönüştürme zamanı başladı.
Kaçıncı sınıfa ya da hangi konuda ders veriyor olursanız olun, ne kadar süredir ya da nerede öğretmenlik yapıyor olursanız olun, her eğitimcinin önümüzdeki sonbaharda daha iyi bir öğretmen olabilmek üç yapabileceği üç evrensel şey var:

1.“Farkındalık” Çalışmaları Yapın
Farkındalık kelimesinin kendisi bile insanda hoş bir içsel huzur hissi yaratabilir. Farkındalık kişinin anda olması ve yaşamayı deneyimlemenin doğal sürecinin bir parçası olarak düşüncelerini, çevresindekileri ve yaşadığı durumları tamamen kabullenmesi demektir.

Farkındalığı olan insanlar dikkatli ve duyarlıdırlar, tepkisel değil. İnsanları ve durumları yargılamak yerine onları kabul ederler. Bu farkındalık hali öğretmenler için özel bir değer taşır. Yoğun programlarımıza ve sorumluluklardan oluşan uzun listelerimize rağmen kendimize bakmaya ve özen göstermeye devam etmemizi sağlar.

Ayrıca farkındalık, bizi daha iyi bir öğretmen yapabilir. Bir okul gününün ortasında, bir noktada – herhangi bir sebeple – yaşadığınız en son stresi düşünün. Onunla nasıl başa çıktınız? Umarım sonuçları olumludur. Ama eğer stres doğru bir şekilde ele alınmazsa, dersleri, insan ilişkilerini hatta kişisel enerji düzeyimizi bile olumsuz etkileyebilir.

Farkındalık, duygularımızın bilincine varabilmemizin en iyi yoludur. Ama aynı zamanda kontrolü ele almanın ve duygularımızı hem kendimizle hem de öğrencilerimizle, meslektaşlarımızla, ebeveynlerimizle ve aile bireylerimizle ilişkilerimizin olumlu şekilde sonuçlanmasını sağlayacak şekilde kullanmanın en etkili yoludur.

İşte farkındalık çalışmaları kapsamında yapabileceğiniz birkaç küçük öneri:
* Günlük tutun. Yaz dönemi günlük tutmaya başlamak (ya da belki de bıraktığınız yerden yeniden başlamak) için harika bir zamandır. Düşüncelerinizi yazdıkça, aslında zihninizi netleştirmeye ve organize etmeye yardımcı olduğunuzu fark edebilirsiniz. Ayrıca günlük çalışmasını, öğrencilerinizle birlikte günlük ya da haftalık olarak yapabileceğiniz bir çalışma olarak da yapmayı düşünebilirsiniz. Bu, onların yazma ve çizim becerilerini güçlendirmenin yanı sıra düşüncelerini ve duygularını ifade etmelerinin bir sonucu olarak birer “öğrenen” olarak kendileri ile ilişkilerini de derinleştirecektir.

* Doğayla bağlantı kurun. Bir parkta yürüyüş yapmak ya da sadece ziyaret etmek için zaman ayırın. Yaz aylarında açık havada olmaktan daha güzel bir şey yoktur. (günlüğünüzü de yanınıza alın!)

* Nefes çalışmaları yapmayı öğrenin. Yaz boyunca öğreneceğiniz nefes teknikleri, yeni öğretim yılına başladığınız dönemde hayatınızın doğal bir parçası haline gelecektir. Nefes çalışmaları günlük performansınızı ve enerjinizi artıracaktır.

2.Oku, Düşün, Planla
Arkanıza yaslanın ve hem kişisel zevkiniz hem de mesleki gelişiminiz arasındaki dengeyi kaybetmeden okuyun. Bazı kitapları sadece kendi keyfiniz için okuyun. Diğer kitapları, önümüzdeki yıla yönelik mesleki hedefleriniz üzerinde doğrudan etkisi olacak şekilde seçin. Bu okumaların kişisel vizyonunuza nasıl uygulanabileceği üzerine mutlaka düşünün.

Öğretim yılınızın ay ay ders planını çıkartın. Aylık hedeflerinizin çerçevesini çizmek, organize bir öğrenme ve öğretme yılı başlatmanızı sağlayacaktır.

İhtiyaç duyacağınız kaynakları belirleyin. Bir liste yapın. Böylece ihtiyacınız olanları yaz boyunca toplamaya başlayabilirsiniz. Mutlaka kullanmanız gereken internet sitesi, kitap ve makale listeleri yapın. Ders planlarınızı destekleyebilecek malzemeleri araştırmak ve görmek için mağazaları dolaşın.

Öğrencilere, öğrenme ile bireysel olarak bağ kurmaları için rehberlik etmeniz gerektiğinde başvurabileceğiniz stratejilerin yer aldığı bir strateji defteri oluşturun. Proaktif ders planlarına uygulayabileceğiniz ve ders sırasında spontan kararlar için kullanabileceğiniz stratejileri toplayın. Sınıfınızdaki tüm öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik fikirler biriktirin.

3.Bağlantı Kur, İşbirliği Yap, Dinle ve Paylaş!
Başarılı ve etkili öğretmenlik; sosyal, işbirlikçi, takım çalışmasına odaklanan bir süreçtir. Yaz ayları, mesleki sosyal ağınızı yaratmak ya da genişletmek için mükemmel bir zamandır. Okulunuzdaki ya da yakın çevrenizdeki meslektaşlarla bağlantı kurmak çok güçlü bir şey. Ama sakın bununla sınırlı kalmayın! İşte sizi harekete geçirecek birkaç öneri:

Twitter’a girin, ilginizi ve uzmanlığınızı ateşleyecek konuşmalara katılın.Herkese uygun bir konu bulmak mümkün. Eğer beğeneceğiniz bir konu başlığı bulmazsanız kendiniz bir tane yaratın! Twitter yıl boyunca, her gün, her an mesleki gelişim sağlayacağınız bir ortam. Siz hazır olduğunuzda, o da hazır!

Mesleki ve kişisel kitap seçimi dengesi kurmanızı sağlayacak tür ve konularda kitaplar bulabileceğiniz kitap gruplarına katılın ya da siz bir tane oluşturun.

Önümüzdeki yıl eğitimde kullanabileceğiniz iki yeni teknoloji tabanlı araç kullanmayı öğrenin.
Ailenizle, arkadaşlarınızla ve en önemlisi kendinizle bağlantı kurun. Sadece var olmanın tadını çıkardığınız anlar yaşayın.

Daha iyi bir öğretmen olma yolundaki yolculuğumuz, dengeyi bulmak, keyif almak ve öğrenme ve işbirliği yapma fırsatlarından ibarettir. Öğrencilerimizin öğrenmeyle ilişkilerini derinleştirmelerine rehberlik edeceğinden hiç şüphe olmayan ve sürekli devam eden güçlü bir kendini adamadır.

ileGenç Akademi

Başarıya Ulaşmada Zorluk Yaşayanlara Öneriler

 

BAŞARIYA ULAŞMADA ZORLUK YAŞAYANLARA ÖNERİLER

Henry David Thoreav 1849’da bir dergide “sivil itaatsizlik” ismiyle bir deneme yayınladı. Denemedeki esas fikir şuydu: “Fertler devlet için değil, devlet fertler içindir.” Bu yüzden her baskıya, dikta öngören her ideolojiye karşı çıktı.

Bayan Stovve “Tom Amcanın kulübesi” adlı eserinde köleliğin vahşet ve saçmalığını, kölelerin ızdıraplarını o kadar etkili anlattı ki; kölelik aleyhindeki duygu ve düşünceler kamçılandı.

Federico Fellini çağdaş sinema ustalarının başında gelir. Yanında çalışanların hepsinden azami derecede faydalanır. Kendisini onlara çok sevdirdiği için onları istediği gibi çalıştırır. Onun başkasına gösterdiği ilgi sevilen bir rejisör olmasını sağladı.

Jules Verne kimsenin radyoyu bile düşünmediği bir zamanda TV’yi hayal etmiş, ondan “fono-telef oto” diye bahsetmişti. Kuzey Kutbundan uçakla dönen Amiral Byrda, denizaltının babası Simon Laked’e ilk ışık Verne olmuştur.

Zihninizi geliştirmeyi istiyorsanız, sabırlı davranmalısınız. Onu dinlendirmeyi bilmelisiniz. Bilinçaltınızın düşünme ve bulma gücünün, bilincinizin dinlendiği sıralarda çalışmaya devam etmesi zihnin dinlendirilmesi kavramını yeni bir açıdan görmenize yol açacaktır.

Aklımıza gelen çoğu fikir bilinçaltımız sayesinde hiç beklemediğimiz anda gelir. Mozart, Hyden. James Watt, Walter Scott gibi birçok insan eserini onlarla uğraşmadıkları anda meydana getirmiştir. Kendini gevşetmek, dinlendirmek elzemdir. Uyurken vücudun bütün enerjisinin dörtte biri beyne gider. Belki de bu, yeni düşüncelerin doğmasını sağlar.

İnsanlarla iletişimde ne kadar başarılıysak, kendi kendimizi yönetmede o kadar başarılıyız demektir. İletişime hakim olduğumuzda başkalarının olumsuz müdahalelerini en aza indiririz. İletişimde alacağımız mesafeler ne olacağımızı bize gösterecektir. Sözlü iletişimde ses tonunuz, konuşma tarzınız, kelimeler üzendeki vurgulamalarınız, iletişim yönünün etkiler. Bazıları fıkra anlatır, insanin ağlatabilirler. Sözlü iletişimde hataların bedeli bazen o kadar ağır olur.

John Powys “Anlaşılma arzusu sevilme arzusu kadar şiddetlidir” der. Her şeyden önemlisi ilişkilerde samimi olmaktır. Samimiyet davranışlarımıza istikrar kazandırdığı gibi, bizi beklenmeyen tepkiler gösteren çekinilecek biri olmaktan da korur.

Kendi dışınızdaki herkesi ve her şeyi kontrol edebilmeniz önce kendi kendinizi yönetiyor olmanızla mümkündür. Korku içinde kaçan insan güçsüzdür. Kovalayan insan koştukça güçlenir ve kaçanı mutlaka yakalar. Kendi kendini yönetmeyen “kaçan insan”, yöneten “kovalayan insan” gibidir. Kararlı ve sakindir.
İçinizdeki arslandan haberiniz var mı? Herkesin içinde bir arslan vardır. Önemli olan ona emirler yağdıra bilmektir. Emir vermek için güçlü, emri uygulamak için de disiplinli olunmalıdır. İçimizdeki arslanı arslan gibi yönetmeye başladığımız zaman çok şey değişir.