Ergenlik Hastalık Değildir

ERGENLİK HASTALIK DEĞİLDİR
Sağlıklı tüm insanlar bu karmaşık ve zor dönemden geçer ve geçmiştir.On yaş ile yirmi yaş arasındaki döneme geniş anlamda ergenlik dönemi demek yanlış olmaz.Bu dönem insan gelişiminde ve beyin fonksiyonlarında hızlı ilerlemenin olduğu,dış dünyadaki değişimin yavaşlığı karşısında beynimizin zorlandığı bir devredir.Dış dünyadaki değişim derken konuyu gençler yönünden değerlendirmeye çalıştım.Gelişimi büyük ölçüde tamamlanmış olan ebeveynler ve öğretmenlerle sıkça ilişki kuran gençler çevrenin beklentileriyle,kendi istekleri arasında sıkışıp kalırlar.Zaten hormonlar ve beyin baskıları tarafından tehdit edilen gençler birde çevresel tehditlere maruz kalınca haliyle saldırgan,içe kapanık,isyankar veya otoriteyi sorgulama gibi bir tavırla baş başa kalırlar.Bu tavır onların seçtiği,gönüllü davet ettikleri bir durum değildir,yaşamın değişmez bir evresidir.
Bu dönemde başa çıkılması gereken o kadar çok sorun vardır ki gençler ne yapsın.En başta vücuttaki değişimler beyindeki gelişim dengeli gitmek zorundadır.Bu durum gençlerin büyük ölçüde enerji harcamasını ve uykuya daha çok ihtiyaç duymalarını sağlar.O yüzden gençlerin diğer yaş gruplarına oranla daha fazla uyumak istemeleri anneler ve babalar için korkuyla değil anlayışla karşılanmalıdır.
Hayal kurma, bu dönemin ana unsurlarından biridir ki en gerekli olan unsurdur.Bu dönemde hayal kurmak ve buna inanmak kadar olumu bir etkinlik olamaz.Kurulan hayaller üretkenlik denizine dökülen ırmaklar gibidir.Kurulan bu hayaller ve farazalar gençlerin bankaya yatırdığı küçük paralara benzer bu paralar zamanla birikir ve gelecekte yaşamsal ihtiyaçları karşılayacak bir sermayeye dönüşebilir.İşte böyle önemli bir dönemde gençlerin kuracakları hayalleri de soyut dünyalarını da çevrelerindeki var olan her şey belirler. Çevrelerindeki her şey diyorum çünkü gerçekten her şey önemlidir.Sizler için önemli olmayan küçücük olaylar bile onlar için çok önemli olabilir.Mesela gece iyi uymadığınız için sabah suratınız asık olsa,genç insanlar bunu kendi üzerine alınabilir ve bir hafta önce sınavdan kırık not aldığı için ona kötü davranıyorsunuz sanabilir.Hassas olan bu evre iki taraf içinde işlerin zor olduğu bir dönemdir aslında.Fakat biz yetişkinler bu dönemden geçtiğimizden gençlerin bizi anlamasını bekleyemeyiz.Aksine biz onları anlamaya çalışmalı onlara yardımcı olmak için destek olmalıyız.
Bu yaşlarda öğrencisi olan velilerden işittiğimiz temel iki şikayetten birincisi: ‘’Çok fazla internette zaman harcıyor’’ Bu durum gayet doğal karşıladığımız ve olması gereken diye adlandırdığımız bir olaydır.Gençler yaşadığımız teknoloji devrimi sebebiyle sosyal gelişimlerini ve aidiyet gelişimlerini internet aracılığıyla eskiye oranla daha hızlı ve çabuk tamamlamaktalar.Düşünsenize Facebook ortamında aynı anda yüzlerce kişiyle konuşabilmekte ve iletişim kurabilmekteler bu bizim yirmi yıl önce hayal bile edemediğimiz hatta benim çoğu kez keşke bu teknoloji çok daha önceleri bu halde olsaydı dediğim bir konudur.Bazılarımız için akıl almaz bir yenilik teknoloji olan internet ve sosyal ağlar gençler için sıradan ve basit bir mekandır.Bu müthiş bir şey, demek ki bunu normal algılayan bir beyin daha büyük ve daha karmaşık teknolojileri algılayacak seviyede esniyor demektir.Yani bu teknolojiyi bugün kullanan gençler ileride bundan sıkıldıklarında daha gelişmişini veya daha farklısını üretecek kapasiteye ve beceriye doğru yolculuk yapıyor demektir.
Biz yetişkinler gençlerin teknoloji ile olan yakınlıklarından korkmamalıyız,aksine bunu anlamaya çalışmalı ve onların önünü elimizden geldiği kadar açmaya çalışmalıyız.Daha verimli kullanmaları için onlara lojistik destek yaratmalıyız.Gerek bilgisayar ve teknoloji kurslarına gitmelerini sağlayarak gerek yabancı dil öğrenmelerini sağlayarak onların bu becerilerini daha da desteklemeli ve onların yanında olmalıyız.
Bence gençler,bu dönemi siz olsanız da olmasanız da yaşamak zorundalar.Eğer siz yanında olur onlara destek verirseniz onlar bu dönemi yani gelişme ve geleceğe hazırlanma dönemini daha sağlıklı ve olumlu geçirirler.Bu dönemin verimli ve sağlıklı geçmesi önce ailesi için sonra toplumumuz için çok gereklidir.
Bu dönemde başka bir olguda karşı cinse duyulan merak ve duygusal karmaşalardır.Dünyada aşk kadar eski ve köklü başka bir doğal duygu yoktur.Gençlerin bu dönemde bu duyguları tanımaları,merak etmeleri kadar normal ne olabilir.Madem ki bu durum engellenemez, o zaman bu aşamalarda onlara yardımcı olmak biz yetişkinlerin görevlerinin başında gelmelidir.Onlara sağlıklı olanı ve doğru olanı elimizden geldiğince göstermeye ve anlatmaya çalışmalıyız.Gençlerin ailelerine karşı gelmelerinin ve otoriteye karşı isyankar davranışlar sergilemelerinin asıl suçlusu gençler değildir.Asıl suçlu biz yetişkinleriz çünkü olana ve doğaya ters davranan biziz.O yaşlarda ne olduğunu veya ne olacağını hepimiz biliyoruz ama ne hikmetse gençlere sürekli, şunu yapma,bunu yapma gibi cümlelerle kısıtlama ve yasaklamalarla saldırıyoruz.Bu dönemde yapmamız gereken normal olanı anlamak normal olmayan davranışların da doğru biçimini aşılamaya çalışmak olmalıdır.Yani bence gençler büyüklerine karşı gelmiyorlar,biz büyükler onların fikirlerine,hayallerine karşı gelip onların gelişimlerini çarpıtıyoruz.İstiyoruz ki çocuğumuz doktora gitsin doktor ona on günlük bir ilaç yazsın ve bu ilaçları kullanınca çocuğumuz istediğimiz gibi olsun.Ne yazık ki bu mümkün değildir.Bu ergenlik,gençlik bir hastalık değil ki tok karnına alınan ilaçlarla tedavi edilsin.Bu ilaçlarla ancak grip veya benzeri fiziksel hastalıklar tedavi edilebilir.Ki bu tip hastalıklarla bile ilaç almadan başa çıkma yöntemleri vardır.Biz yetişkinler iş yerimizde patronumuzun veya müdürümüzün istediklerini yapıyoruz.Çünkü işimizi kaybetmemek için veya daha iyi bir gelir elde etmek için bunu yapmamız gereklidir.İşte gençler için de bazı şeyler yapmamız gerekmektedir.Eğer kendimiz için ülkemiz için iyi bir nesil yetiştirmek istiyorsak.
Sonuç olarak, ergenlik dönemi, beynin ve vücudun olgunlaşma sürecidir. Ne yazık ki aileler ve ergenler arasında en çok yanlış anlamalar ve çatışmaların olduğu dönem de bu dönemdir. Bu süreci geçiren ergenlerin davranış ve durumları anlayışla karşılanmalı, geçici olduğu bilinmeli, gerektiğinde bir uzmandan yardım alınmalı, ergene bu zor döneminde sevgi ve hoşgörü ile yaklaşarak bu kritik dönemi en hasarsız bir şekilde atlatabilmesinde yardımcı olunmalıdır.